14/1/2009 ·

"Satış becerisi doğuştan gelen bir yetenek mi yoksa zamanla geliştirilebilecek bir süreç midir?" sorusu üniversite mezunu olup kariyer planlamasının başında olan pek çok bireyin kafasını kurcalayan ve güncelliğini yitirmeyen bir konudur pek çok kez.
" Satış için gerekli olan nitelikler nelerdir?" "Acaba ben bu işi becerebilir miyim?" "Ama benim ağzım laf yapmaz ki?" gibi kaygılar taşıyan birey sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
Öncelikle belirmek isterim ki, satış pazarlamanın bir alt fonksiyonu olmakla birlikte bir süreçtir ve kesinlikle her süreç gibi ÖĞRENİLEBİLİR. Ancak olmazsa olmazı vardır ki, o da bireyin bu sürece girmeye ve öğrenmeye duyduğu istektir. Ama ne yazık ki, istekli olmakta tek başına yeterli değildir. Öncelikle satışın altın kuralını GÜVEN oluşturmalıdır, çünkü güven temeline oturmayan hiç bir satış faaliyeti sürekli olmayacaktır. Özellikle "Müşteri Odaklı Pazarlama" anlayışının benimsendiği günümüzde süreklilik büyük önem arz etmektedir. Tek defaya mahsus gibi görünen satış süreçleri bile Ağızdan Ağıza Pazarlama yoluyla aynı kişiye olmasa bile referans yoluyla sürekliliğini sürdürmektedir. Her ne kadar o kişiye ikinci kez satış yapmayacak bile olsanız Referans Pazarlaması yoluyla kişi memnuniyetini çevresi ile paylaşacak ve size yeni satış olanakları yaratabilecektir. O yüzden öncelikle satışı gerçekleştireceğiniz ya da hali hazırda gerçekleştirmiş olduğunuz müşterilerinizde güven yaratmak şarttır. Hiç kimse güvenmediği bir kişi ile iş yapmak istemez ve o kişiye referans olmaz.
Bir diğer altın kural ise, müşterileriniz ile iletişiminizde satacağınız ürüne öncelikle kendiniz inanmanız ve kusursuz ürün bilginiz ile müşteri ihtiyaçlarını doğru tespit ederek, DANIŞMANLIK rolünü üstlenmenizdir. İhtiyaç doğru tespit edildiği ya da müşterinin dahi farkında olmadığı ihtiyaçlarının ortaya çıkarıldığı ve bu ihtiyaçlara yönelik ürünler sunulduğu taktirde müşteri farkındalık yaşayacak ve algısal olarak yönlendirdiğiniz yöne doğru adım atacaktır. “Satışın Küçük Kırmızı Kitabı’nda” Jeffrey Gitomer “İnsanlar neden satın alır”, sorusunun “Nasıl Satarım?” sorusundan çok daha önemli olduğunu belirtmektedir. İnsanlar tabii ki gereksinim duydukları için satın alırlar ki, çoğu zaman da bu gereksinimi ortaya çıkarmak satışı gerçekleştiren kişinin sorumluluğundadır. Bu gereksinimleri ortaya çıkarmak için öncekle müşterinizin kendisine yönlendirdiğiniz sorulara yanıt vermesi gerekir ki bu noktada birinci maddeye yani size güvenmesine ihtiyaç vardır. Hiç kimse kendisinde güven vermeyen birisine yanıt vermek istemeyecektir. Satın alma kararını verirken, siz de; güler yüzlü, güven uyandıran, ürününü tanıyan ve bu ürüne sizin ihtiyacınız olduğunu algısal olarak fark ettiren birisini tercih etmez miydiniz?
Satış bir süreçtir demiştik ve öğrenilebilir olduğundan bahsettik... Neden?
Çünkü güven yaratmak için gerekli olan samimi ifade, doğru tümce kurma, presentable olma gibi özellikler öğrenilebilir. Fiziksel görünüm ve kişisel temizlik gibi unsurlar ilk anlamda saygı uyandırma için önemlidir. Doğru ürün bilgisi sunma, müşteriye saygı gösterme ...vb ilk güven tohumlarının atılabilmesi için gereklidir.
Danışmanlık rolünü üstlenebilmek için, kusursuz ürün bilgisi ve soru sorma stratejilerini bilmek gerekir ki; ürün eğitimleri ve üzerine onlarca kitap yazılmış soru sorma tekniklerinden yararlanılarak geliştirilebilir. Ayrıca;
“Güler yüz” olmak her ne kadar bir mizaç gibi görünse de, ayna karşısında provalar ve olumlu zihinsel tutum üzerine yapılacak egzersizler ile kazanılabilecek bir yetid
Olmazsa olmaz olarak vurguladığım istek de, çalışmaya başlayınca beslenecektir. Çünkü, ilham hiç bir zaman oturup beklenince gelecek bir şey değildir. Bir an önce başlamak gerekir.
SEN BAŞLA İLHAM GELECEKTİR.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
20/8/2007 ·
Bu günlerde nedense Televizyondan elimi eteğimi çektim epeyce...
Haberleri dahi Tv.den değil de gazeteden takip ediyorum. Bu yüzden de Reklamlardan uzak kaldım... Bu hafta sırf yorum yapabilmek adına izleyeceğim reklamları inşallah...
Yorum (yok)
Yorum yaz!
7/2/2007 ·
Bu işe gönül vermiş bir Gönül Adamı Sayın Ömer Baybars Tek...
Onun hakkında yazmak kesinlikle benim üzerime vazife olmaz, ancak nacizane tanıtabilirim kitabını...
Ellerine Sağlık Baybars Hocam,
Yine her eve lazım, herkesin okuması gereken olaganüstü bir yapıt sundu bizlere,
İmza Gününde temin etmiş olduğum kitabı ancak okuma fırsatı buldum hem de tek solukta elimden hiç bırakamadan.
Yalın bir dil, Herkes için Pazarlama, Bilgi deposu
Şiddetle tavsiye ediyorum, bu işin az buçuk dahi içinde olduğumuz "İNSANIN İNSANIN MÜŞTERİSİ OLDUĞU *** (Ö.B.T) günümüz değer çağında Pazarlamada Değer Yaratmak ı.

Pazarlama değerleri, değerler de pazarlamayı etkiler. Bir ülkenin kültürünü ve alt kültürlerini iyice analiz etmeden ve pazarlamaya ilişkin felsefeleri hazmetmeden, o ülkede ticaret yapmak büyük risktir!
Herkes 'Değer'den söz ediyor ama kimse Değer Paketi'nin içinde neler var saymıyor. Bu kitapta ayrıntıları ile sayıyoruz. Çünkü, şeytan ayrıntılarda gizlidir!
Bu kitapta Türkiye'de Yaşanan Pazarlama'yı bulacaksınız. Yabancı pazarlama guruları değerlidirler ama onların Türkiye'yi bilmeleri için bu ülkede uzun yıllar yaşamış olmaları gerekir.
Bu bir ders kitabı değildir. Ama isteyenler ders kitabı olarak da görebilir, ihtiyacı olanlar da ders alabilir! Kar Amaçsız Kuruluşlar (STK) ve Hizmet sektörü dahil, her sektörden firma yöneticilerinin, müşteri ilişkileri yöneticilerinin ve de özellikle pazarlama ve satış yöneticilerinin okumalarında yarar olacak bir kitap.
Çünkü, bu sayede, konumlandıkları pazarlarda, hedef müşterilerine sunacakları, rakiplerden üstün Değer Teklifleri içeren Pazarlama Karmaları hazırlamalarında, müşteriler ile sağlıklı ve kalıcı ilişkiler geliştirmenin yararları, yolları ve ince ayarları gibi kendilerini rahatlatıcı ve işlerini kolaylaştırıcı önemli ipuçları bulacaklardır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
7/2/2007 ·
Son dönemde zevkle izlediğim reklamların başında geliyor AKBANK Reklamları
Harika figürler oluşturuyor onlarca insan... Bir bakıyorsunuz DOSTLUK mesajı ile çaybardağı oluveriyorlar, bir bakıyorsunuz KELEBEK olup Özgrlüğü sembolize ediyorlar.
İnanılmaz keyif alıyorum bu reklamı izlemekten. Huşuu içinde izliyoruz ailece.
Bireylerin TAKIM Olarak hareket ettiği ve bir topluluk olarak mesaj verdiği çok kaliteli bir reklam olmuş. Reklamı yapan şirketi Yaratıcılığı için tebrik etmek gerekir diye düşünüyorum...

Yorum (yok)
Yorum yaz!
9/1/2007 ·
FAZLA YETKİNLİK (OVER-QUALIFIED) İŞİ ALMANIZA ENGEL
Bir pozisyon için aşırı kalifiye olma (over-qualified) durumunun Türkçe'de tam bir karşılığı yok ancak en yakın tanımlama "fazla yetkin" olabilir. Şirketlerin deneyimli ve bilgili insanları işe almaya can attıklarını düşünüyor olabilirsiniz ancak bir pozisyon için fazla yetkin olmanız işi almanıza engel olabilir.
Düşük pozisyonlara alınmanız için deneyim ve özelliklerinizi daha alt seviyede mi göstermeyi düşünebilirsiniz ancak işverenler yeteneklerini gizleyen birini işe almak istemezler.
Öncelikle işverenlerin neden fazla yetkin kişileri almaktan korktuklarına bir göz atalım.
-
Daha iyi bir pozisyona daha kısa sürede ulaşacaksınız. Beyin avcılarının gözü de üzerinizde olduğundan sizin için para ve zaman harcamak istemeyecekler.
-
Yaptığınız işten sıkılacak, organizasyondaki yeriniz konusunda kibirli olacaksınız. Motive edilmeniz güç, yönetilmeniz zor olacak. Bu davranışlarınızla diğer çalışanlar üzerinde de olumsuz etki yaratacaksınız.
-
Yetenekleriniz ve deneyiminiz pozisyonun gerektirdiğinden fazla olduğu için hem maddi hem manevi daha fazlasını isteyeceksiniz, bu da şirkete pahalıya mal olacak.
-
İşverenin içinde size karşı her zaman bir şüphe olacak. Bu pozisyonu, daha iyisini bulana kadar geçici bir iş olarak görüp görmediğinizi bilemeyecek. Sizi işe alarak böyle bir risk almak istemeyecek.
Umutsuzluğa kapılmayın. Kariyer koçu ve yazar Terri Levine, fazla yetkin olduğunuz durumlarla ilgili bazı ipuçları öneriyor. Sakın daha az sorumluluk ve iş istediğiniz için yetkinliklerinize göre düşük bir pozisyon istediğinizi söylemeyin. Her iş görüşmesi ve pozisyon için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Karşınızdakini, pozisyon konusunda istekli olduğunuza ve pozisyonun gerektirdiklerini karşıladığınıza ikna edin. Daha fazlası ya da daha azına değil. Neden başkasını değil de sizi işe alması gerektiğini söyleyin.
Kapak yazınızdan başlayarak fazla yetkin olduğunuz konusunu açın ve bunun neden bir problem olmayacağını açıklayın. Deneyimlerinizin ve özelliklerinizin onlara ne gibi yararları olacağını anlatın. Bir risk değil, bir değer olduğunuza ikna edin. Önceki iş deneyiminizde sizden daha genç ve daha az deneyimli bir çalışana göre, nasıl daha verimli olduğunuzu ve çabuk problem çözdüğünüzü örnek olarak verebilirsiniz.
Dürüst olmalısınız ancak bunu nasıl yaptığınız da çok önemli. "Daha iyi bir iş bulmak için eğitim almak istediğimden, kendime zaman ayırmak istiyorum" gibi bir dürüstlük aleyhinize olabilir. "Aileme daha fazla zaman ayırmak istiyorum" gibi bir açıklama daha düşük bir pozisyon için anlamlı bir neden oluşturabilir.
Tüm bu aşamaları geçtikten sonra işveren size ödeyeceği para konusunda kararsız kalabilir. Ona özel yaşamınıza ayıracağınız zaman ve manevi tatminin, paradan daha önemli olduğunu söyleyin. Böylece potansiyel işvereniniz hem değerli birini işe almış olacak hem de pozisyon için öngörülen maaş aranızda problem olmayacaktır.
Ayrıca karşınızdakini, önünüze çıkan ilk fırsatta şirketi yüzüstü bırakmayacağınıza da inandırmalısınız.
Pozisyon için fazla yetkin olmanız, birlikte çalışacağınız kişileri ve amirinizi ürkütebilir. Daha başarılı olmanız, daha çabuk terfi almanız hatta amirinizin yerine geçme olasılığı akla gelebilecek ilk nedenlerden. Yapmanız gereken bu işi istemenizin nedenlerini açıklamak ve amirinize koltuğunun güvende olduğunu hissettirmek. Onlara sizin gibi fazlasıyla deneyimli ve bilgili biriyle çalışmanın kendileri için nasıl yarar sağlayacağını anlatın.
Özgeçmişinizde de bazı değişiklikler yapmanız gerekebilir. Örneğin satış temsilcisi pozisyonu için başvuruyorsanız, son şirketinizde satış departmanının yöneticisi olduğunuza odaklanmak yerine, satış tekniği, bilgi ve deneyiminizden bahsedebilirsiniz. Gerekiyorsa onlara ne kadar ciddi olduğunuzu göstermek için bir yıllık kontral imzalamayı da önerebilirsiniz. Genç ve deneyimsiz rakiplerinizin çoğunun hedefinin daha iyi pozisyonlara ilerlemek olduğunu, sizinse o aşamaları geçtiğinize ve şimdi daha istikrarlı bir iş istediğinize dikkat çekebilirsiniz. Tabii bu söylediklerinizi arkasında da durmalısınız.
Fazla yetkin olacağınız bir pozisyona başvururken neleri göze aldığınızı iyice düşünün. Eğer kırılgan bir yapınız varsa, daha düşük bir pozisyonda çalışmaya katlanamayabilirsiniz. Emir alabilecek misiniz? Eski bir yöneticiyseniz daha önce çalışanlarınıza yaptırdığınız işleri kendiniz yapabilecek misiniz? Sizden daha genç bir patronla çalışabilecek misiniz? Bunlar karşınıza çıkabilecek durumlar. Eğer hiçbiri sizi rahatsız etmeyecekse, başvurularınıza farklı bir yön verebilirsiniz.
http://www.kariyer.net
Yorum (yok)
Yorum yaz!
7/1/2007 ·
Kamu dan tüketicilere bir hizmet:
ARTIK 112 ACİL SERVİS ÜCRETSİZ...
Yorum (yok)
Yorum yaz!
5/1/2007 ·
Kurumsal yapının bir takım kriterlere tabi tutularak incelenmesi teknikleri, modern iş yönetiminin elinden düşmeyen araçlarıdır. Bu sayede o kurumun şu anki durumu, doğru işleyip işlemediği kolaylıkla belirlenmiş olur. Bu tekniklerden biri olan SWOT Analizi, firmanızın kurumsal işlerliği, rekabet gücü, sektördeki konumu, piyasadaki dış tehditlerin varlığı vs. gibi iç ve dış değerlendirmelerin yapılabildiği en etkili değerlendirme yöntemlerinden biridir.
SWOT ANALİZİ
Kurumsal yapının bir takım kriterlere tabi tutularak incelenmesi teknikleri, modern iş yönetiminin elinden düşmeyen araçlarıdır. Bu sayede o kurumun şu anki durumu, doğru işleyip işlemediği kolaylıkla belirlenmiş olur. Bu tekniklerden biri olan "SWOT Analizi", firmanızın kurumsal işlerliği, rekabet gücü, sektördeki konumu, piyasadaki dış tehditlerin varlığı vs. gibi iç ve dış değerlendirmelerin yapılabildiği en etkili değerlendirme yöntemlerinden biridir.
Destek ve kredi bekleyen KOBİ´lere yönelik KOSGEB´den yakın zaman önce yapılan ve belli ölçüde sitem içeren "Biz firmaların swot analizini çıkaralım, siz firmanızla ilgili doğru bilgileri vermeyin, sonra da kredi isteyin" şeklindeki demeçten sonra SWOT analizi konusunda kamuoyunda bir bilgilenme isteği oluştu. Bu yönetim analiz ve tekniği ile ilgili bilgi vermek istiyoruz bu yüzden.
Kurumsal strateji ve konumlanma açısından başvurulan bir yöntem olan SWOT analizi, ilk başta ifade edildiği gibi, firma, kurum, örgüt vs. gibi bir organizasyonun iç-dış durumunun etraflıca incelenip değerlendirildiği bir analiz uygulamasıdır. SWOT kelimesinin açılımı ise İngilizce olarak,
S- Strength (Kurumun olumlu ve güçlü olan özelliklerinin belirlenmesi)
W- Weakness (Kurumun olumsuz veya zayıf olan özelliklerinin belirlenmesi)
O- Opportunity (Kurumun içte ve dışta sahip olduğu fırsatları belirtmektedir)
T- Threat (Kurumun etrafındaki olası tehlike, risk ve piyasa tehditlerini belirtmektedir)
4 kapsamlı bir analiz alanını ifade etmektedir. Kısaca SWOT analizi, iç ve dış durum değerlendirmesini içeren ve yönetim açısından şu an ki konumu ve önünü görebilme açılarından büyük kolaylık sağlayan stratejik bir yönetim uygulamasıdır.
Kurumlar için SWOT analizinin iki önemli faydası vardır: Birinci fayda, kurumun şu anki mevcut konumunun ne olduğunu net şekilde ortaya dökmesidir. S ve W harfleri olarak ifade edilen analizin ilk kısmı, bu durumun yani kurumun güçlü ve zayıf yönlerinin, olumlu-olumsuz iş akışı ya da performansının belirlenmesi, o kuruma "kendisini bilmesi" gibi önemli bir edinim ve bilgi sağlar. O ve T harfleri ile belirtilen analizin ikinci bölümü ise daha çok dışsal etkileri, piyasadaki oluşumu, kurumun burada olası fırsat ve tehditlere karşı "ne yapabileceğinin" bir analizidir. Yani ikinci kısım, şu anı değil, gelecekteki olası gelişmelere yönelik bir durum değerlendirmesini içerir, bu açıdan biraz daha tahmine ve öznel verilere dayanır. Bu anlamda SWOT Analizi, 4 kapsamı içeren 2 yönlü (hem iç hem dış) bir analiz tekniğidir.
SWOT Analizinin her iki yönde de kurumsal işlerliği ortaya koyması açısından o kuruma büyük olanak sağladığını ifade etmiştik. Fakat bu olanağın iyi biçimde değerlendirilmesi, firmanın iç yapısı ve iş akışının, çalışanların durumunun, çevresel ortam ve çalışma düzeninin, teknoloji düzeyinin, müşteri profilinin, kurum kültürünün, performans değerlerinin, bilgi akışının ve diğer tüm unsurların dikkate alınması gerekir. Aksi takdirde, eksik bilgi ve yetersiz analiz verileriyle firma için gerçek sonuçlara ulaşmak ve başarılı olmak imkansızlaşabilmektedir.
SWOT Analizinde iç-dış durum değerleri
SWOT Analizinde temel başarı, doğru soruyu sorup, bu soruya doğru cevabı verebilmekte yatar. Örneğin değerlendirmenin ilk kısmı olan "mevcut durumun", güçlü ve zayıf yanların belirlenmesi sürecinde değerlendirmesi gereken faktörlerin seçimi ve bunlara ait değerlerin doğru olarak belirlenmesi çok önemlidir. Söz gelimi herhangi bir firma için bu mevcut durum değerleri söyle belirlenebilir ve burada belirlenen faktörler analizde sorulacak sorular olarak listelenir. Örneğin güçlü ve olumlu yönleri belirleme kısmında;
- Güçlü bir lidere ve yetenekli yöneticilere sahip miyiz?
- Yeni ve bize faydası olan teknolojileri kullanıyor muyuz?
- Yeni ürün ve yeni stratejiler (inovasyon) geliştirebiliyor muyuz?
- Bilgi ve becerisi yüksek çalışanlara sahip miyiz ?
ve bunlara eklenebilecek yeni sorularla içsel güç ve başarı durumu yani SWOT Analizinin "S" bölümü analiz edilmiş olur. Benzer şekilde;
- Kurumsal yapıda stratejik bir hedefleme eksikliği var mıdır?
- Lider, yönetici ve çalışanların yetenek ve bilgilerinde bir yetersizlik söz konusu mudur?
- Ar-Ge (araştırma ve geliştirme)ye verilen önem ne ölçüde?
- Kurum kültürümüzde aşınma ya da eksiklik söz konusu mu?
- Satış, pazarlama, ürün ya da hizmet kalitesi ve verimliliğimizde düşüklük var mı?
vs. gibi içsel yapının zayıf ve olumsuz yönlerinin (W bölümü) tespit edilmesine yönelik sorular listelenir. Dışsal göstergeler ise "O" ile simgelenen potansiyel dışsal fırsatlar ve "T" ile simgelenen tehlikelerden oluşur. Bu kısımlar için değerlendirmeye alınacak değerleri şöyle özetleyebiliriz;
Örneğin fırsat yaratan değerleri,
- Teknoloji ve iç-dış pazarlarda oluşan değişimler
- Devletin, hükümetin ya da uluslararası kurumların (AB gibi) politikalarındaki değişiklikler
- Ülkedeki ekonomik ve sosyo-kültürel yapıdaki gelişmeler
Tehdit ve risk yaratan değerleri ise,
- Kurum olarak karşılaşabileceğimiz engeller nelerdir ?
- Mevcut ve potansiyel rakiplerimiz ne yapmaktalar?
Ürün ve hizmet üretirken, iç ve dış sektörde iş, ürün veya hizmet standartları değişmekte mi ?
- Durmadan ilerleyen ve değişen teknoloji piyasadaki konumumuzu tehdit ediyor mu ?
- Nakit durumumuzu zora sokacak finansal sorunlarımız var mı ?
olarak belirtebiliriz.
SWOT Analizinin etkinliği ve başarısı analiz çeşitliliğine bağlı
SWOT analizinden beklenen yararı elde etmek, değerlendirmenin anlamlı ve doğru sonuçlar çıkarması ve buna bağlı olarak kurumsal yapının iç-dış durumunun belirlenmesi; SWOT analizinde değerlendirmeye alınan faktörlerin değerlerinin, çok sayıda başka analizle desteklenmesine bağlıdır. Şöyle ki; eğer çevresel fırsatları SWOT analizinde değerlendirmek istiyorsak, örneğin müşteri istek ve düşüncelerinin belirlenmesi için "müşteri analizi" yapılmalıdır. Burada çıkacak müşteri beklentileri değerleri, fırsatlar hanesine yazılabilmelidir. Benzer şekilde risk ve tehditler değerlendirilmesi isteniyorsa iç ve dış pazarlardaki rekabet yapısını ve rakiplerin gücünü belirlemek için "rekabet analizi" mutlaka yapılmalıdır, burada çıkan değerler de tehdit ve riskler bölümüne yazılabilmelidir. Benzer şekilde piyasa yapısını öğrenmek için "pazar analizi", sosyo-ekonomik ve demografik yapıyı belirlemek, devletin ekonomi yönetimi politikalarını değerlendirmek için "çevre analizi", kurumun kendi iç durum ve performansını öğrenmek için "performans analizi", kurumun içinde bulunduğu piyasadaki faaliyet alanlarının genişliği ile ilgili "stratejik seçeneklerin belirlenmesi" gibi çok sayıda analiz ve teknikle SWOT analizi için yeteri veri ve bilgi akıtılmalıdır.
Kısaca özetlersek SWOT analizi, bu gibi birbirinden bağımsız ve farklı analizlerle beslenen büyük bir ırmak gibi olmalıdır. Ne kadar çeşitli ve yüksek hacimli bilgi ve veri akıtan analizler devreye sokulup kapsamlı veriler elde edilebilirse, SWOT analizinde oluşacak sonuçlar da çok daha net olacak, kurum yöneticilerine şu an ve gelecek için daha net öngörüler ve sağlıklı bir perspektif kazandırabilecektir.
Kaynak : kobitek
Yorum (yok)
Yorum yaz!
4/1/2007 ·
“şikâyetim var…”
Tüketici hakları ihlâline uğrayan tüketiciler için yürüttüğü “şikâyetim var” projesinde son adımın atıldığını belirten Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi Başkanı Uğur Zincir; ”son adımda mağdur tüketiciye internet üzerinden ücretsiz hukuki yardım yapılarak sorunları çözülecektir” dedi.
Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi Başkanı Uğur Zincir konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi, hak ihlâline uğramış tüketiciye ücretsiz hukuki yardım ulaştırmak üzere 2000 yılında faaliyete geçirilmişti.
Çalışma sürecinin ilk döneminde bizzat gelerek veya telefon ve faks ile iletilen şikâyetleri değerlendirerek ücretsiz hukuki yardımda bulunan Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi, ilerleyen dönemde e-posta yolu ile iletilen başvurulara yanıt vermeye başlamış ve nihayet 2005 yılından itibaren de İnternet teknolojisindeki son gelişmeler paralelinde, MSN programı üzerinden online sıcak yardım hattı olan “e-yardım hattı” ile mağdur tüketiciye hizmet vermeye devam etmiştir.
Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi’nin “şikâyetim var” ismi ile yürüttüğü bu proje kapsamında son halka eklenmiş ve 2007 yılı itibariyle tüketici için yeni bir başvuru kanalı daha açılmıştır. Açılan bu yeni kanal ile mağdur tüketici, şikâyetini web üzerinden Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi’ne iletebilecek ve yine web üzerinden, kedisine özel ücretsiz hukuki yardıma ulaşabilecektir.
Tüm dünyada en çok ziyaret edilen ilk yüz bin site içinde yer alan Tüketiciler Birliği’nin www.tuketiciler. org adresindeki internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen bu hizmet ile tüketiciler siteyi ziyaret ederek, dolduracakları bir başvuru formu ile mağduriyetlerini en hızlı şekilde iletebilecekler, ilettikleri başvurularına ilişkin kendilerine bildirilecek olan başvuru numarası ve başvuru şifresi ile 7 gün, 24 saat süre ile ilettikleri başvurularına ilişkin kendilerine özel yanıtları ve sonuçları izleyebileceklerdir .
Tüketicilerin hak aramaları konusunda her zaman en etkili projeleri üreten Tüketiciler Birliği’nin “şikâyetim var” projesi, entegre yapısı ve tüketiciye sunduğu yeni çözümleri ile sivil örgütler yanında kamunun ilgili yapılanmalarını n sunduğu hizmetler içinde de ilk olma özelliğini taşımaktadır.
Uğur Zincir
Başvuru Merkezi Başkanı
TÜKETİCİLER BİRLİĞİ
………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
__________________________________________________
Yorum (yok)
Yorum yaz!
11/11/2006 ·
PERAKENDEC
İ KURULUŞLARIN ÖZELLİKLERİ
PERAKENDEC
İLİĞİN TANIMI
Perakendecilik, üretici ve tüketici aras
ında malların naklini sağlayan aracılık izmetleridir. Başka bir deyişle mal ve hizmetlerin ticari bir amaçla kollanmama veya tekrar satmama, kişisel gereksinmeleri için kullanmama koşuluyla, doğrudan doğruya son tüketiciye pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütünüdür. Perakende sektörü günümüzde üreticilerin temsilcisi, tüketicilerin de garantörüdür. Mal naklinin yanı sıra ne zaman ne miktarda malın hazırlanması gerektiğini de belirlemektedir.
PERAKENDEC
İ KURULUŞLAR
1. Bağımsız Mağazalar (Bakkal v.b.)
Perakendeci i
şletmelerin mülkiyet ve hukuki durumları ile ilgili bir kavramdır. İşletme sahibi tek bir kişi olabileceği gibi ortaklık şeklinde de olabilir. İşletme çok küçük ise sahibi tek başına tüm işlerini görür; bakkal, manav gibi.
2. Birle
şik Perakendecilik
Genelde g
ıda maddeleri dağıtımında, klasik gıda perakendeci ve toptancılarının önce zincir mağazalara sonra da süpermarketlere karşı tepkilerinden doğmuştur. Ortak alımların gerçekleştirilmesi için siparişlerin toplanması, en iyi fiyat ve kalite şartlarıyla alım kaynaklarının bulunması ve modern perakendecilerle rekabet etmek amacı taşımaktadırlar. Belli başlı üç türüne rastlanılmaktadır; gönüllü zincirler, perakendeci kooperatifler, perakendeci gruplar.
3. Ma
ğazasız Perakendecilik
Sat
ıcı ve alıcıların yüz yüze alışveriş yapmadıkları perakende türüdür. Mallar belli bir toptancıdan geçmediği için doğrudan satış da denilmektedir. Posta (mektup) yoluyla, evde, makineli satış şekilleri vardır. Bunlar içinde evde satış, Türklerin yabancı olmadığı ve halen Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde uygulanmakta olan en eski perakende satış yöntemidir.
4. Hipermarket
Süpermarketlerde g
ıdadan başka mamullerin satışının da yapılması sonucu, htisaslaşmadan uzaklaşma meydana gelmiş ve bu durum hipermarketlerin gelişmesine neden olmuştur. Satışlar self servistir, ödemeler kasada yapılır, satış alanları asgari 2500 m²'dir. Genellikle şehir merkezlerinin dışında, geniş otopark imkanları ile özellikle otomobili olan müşterilere hitap etmektedirler. Süperstore ve süper-süpermarket olarak da bilinirler. Belpa Türkiye’nin ilk hipermarketi sayılır. MMM İstanbul Migros ise
halen Türkiye’nin en geli
şmiş hipermarketidir.
5.
İndirimli Satış Mağazaları
Genellikle üretici ve imalatç
ı kuruluşların açmış olduğu mağazalar bu tür indirimli mağazalara örnektir. Türkiye’de Paşabahçe’nin açmış olduğu kendi satış mağazaları, Beymen’in ürünlerini indirimli satan Çarşı mağazaları, Vakko’nun az defolu mallarını satan İndirimli Vakko Mağazası benzer örneklerdir. Bu mağazalarda mallar devamlı liste ve reklam fiyatından düşük satılır. Kent yakınlarında kiralanan ucuz yerlerde kurulan bu mağazalar, stokları elden çıkarmak için geçici olarak başvurulan bir yöntem değildir.
6. Zincir Ma
ğazalar
Tek bir merkeze ba
ğlı, faaliyetlerinin belli ölçüde merkezden kontrol edildiği ve genellikle aynı tip perakendeci mağazalardan oluşan gruplardır. Bazı ülkeler zincir mağaza konusunda kriterler koymuşlardır. Norveç’te sayıları en az on olan şubeler aynı mağaza sahibinindir ve merkezi idare altındadır. İsveç’te de on şube gerekli, Almanya’da ise bölgesel olarak ayrılmış satış noktalarını kontrol etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Gıda perakendeciliği dahil her türlü mal ve hizmet perakendeciliği
kurulabilmektedir.
7. Al
ışveriş Merkezleri (Shopping Center)
Tarihi pazar yerinin 20. yüzy
ılda uygulanmış biçimidir. Tek birim olarak tasarlanmış, perakendeci dükkanları, hizmet birimleri ve bir otopark alanından oluşur. Bu merkezlerde lokanta, banka, tiyatro, bürolar, servis istasyonları bulunabilir. Amaç dizili, yanyana getirilmiş mağazaların prestijinden yararlanarak müşterileri tüm merkeze çekmektir. Mahalle, topluluk, bölgesel alışveriş merkezleri olarak üç türü bulunmaktadır. Ülkemizde modern anlamda ilk alışveriş merkezi Galleria adıyla 1988 yılında urulmuştur.
8. Pe
şin Öde Götür (Cash And Carry)
Fabrikadan teslim edilen ambalajlar içinde birimi verilen mallar
ı tüketici bir toptancı veya perakendecinin antreposundan “cash and carry” usulüyle alabilmektedir. Bir self servis satış metodu olan bu yöntemde, satış üreticinin malı gönderdiği ambalaj parçalanmadan yapılmaktadır. Ambalaj ve personel yönünden pazarlama masrafları asgariye indiğinden daha ucuza satış yapma imkanı olabilmektedir. Metro bu yöntemle satış yapan mağazalara örnektir.
9. Drug-Store
Genellikle ABD’de yayg
ın olan bu mağazalarda küçük bir lokanta, sandöviç büfesi ve diğer imkanlar bulunmaktadır. Drug-store faaliyetleri, ayak üstü tüketim ve satınalma olmak üzere iki şekilde yapılır.
10. Süpermarket
Süpermarket, Türkiye’de yanl
ış tanınan ve bilinçli veya bilinçsiz yanlış kullanılan bir kavramdır. Ülkeden ülkeye değişen bir yapı gösterdiğinden standart bir tanım bulmak zordur. İlk kez ABD’de doğup gelişmiş buradan sosyalist ülkeler dahil olmak üzere tüm dünya ülkelerine yayılmıştır. Türkiye’de süpermarketin ilk örneğinin İstanbul Şişli’de kurulan Çankaya Pazarı olduğu ileri sürülmektedir. Esas olarak 1955’de kurulan İsviçre Migros Kooperatifler Federasyonu tarafından kurulan Migros-Türk Türkiye’de süpermarket fikrinin öncülerindendir. Süpermarket Enstitüsüne göre süpermarket, “haftada en az 20.000 veya yılda 1.000.000 dolarlık satış yapan ve tamamen reyonlara ayrılmış gıda mağazasıdır.”
Yorum (yok)
Yorum yaz!
12/10/2006 ·
Her Pazarlamacının Bilmesi Gereken Rakamlar (5)
|
Tüketicilerin %19'u, marka seçimlerini sadece ve sadece tavsiye üzerine yapıyorlar.
Kaynak: Millward Brown, WOM Influence Study, 2005 |
web kaynak: Dr Zeki Yüksekbilgili
Yorum (1)
Yorum yaz!
« Önceki ::